Uzun zaman oldu kitaplar hakkında yazmayalı(bloguma birşeyler yazmayalı da baya olmuş) ve hazır güzel bir kitap okumuşken, birazda yazıya ön hazırlık yapmışken sıcağı sıcağına birşeyler karalayayım diyorum :)
Kitabımız başlıktanda belli olacağı gibi Sunay Akın'ın "Onlar Hep Oradaydı" adlı kitabı.Kütüphaneden yani okuldaki ikinci yuvamdan aldım.Uzun bir süre kütüphanede güncel kitaplar, romanlar (vs.) aramamızın sonunda tam da umudumuzu kesmişken bir arkadaşın sayesinde bir sürü güzel kitabın olduğu o köşede buldum onu..
Konusu, Sunay Akın diyince aklıma ilk gelen şey yani Kızılderililer :) Kitabın içinde hep yazmayı istediğim ama bir türlü yazamadığım türden denemeler bulunuyor. Birbirinden çok ayrı gibi görünen bazı olayları, ortak bir kelimeden/kişiden ya da başka bir ortak bağıntıdan öyle güzel bağlamış ki Sunay Akın..İmrenmemek elde değil...Ama biraz gerçekçi bakarsak, yazarın diğer kitaplarını okumamış beni, biraz zorlayan türden bir kitaptı. Çünkü bir yazıda o kadar çok şeyden bahsetmiş ki, iki karış havada gezen aklım anlamakta biraz zorlandı :-f İki, üç kere okuduğum yerler bile oldu! Ama genel olarak bakarsak beğendim :)
Kitabın en beğendiğim başlıkları:
- Bush'u Bush'una Bir Savaş Daha
- Nazım Hikmet ve Kadın Kalbi
- Bilinmeyen bir Ay öyküsü
"Amerika'nın haritasını çizmekten, ülkenin geleceğini Amerika'ya çizdirmeye...Nereden kalkıp, nerelere geldik?" /Saray Haremindeki Amerika
"Yaşlı Kızılderili çadırın önüneoturmuş, birbirleriyle dolaşan iki köpeği izlemektedir.Yanına gelen torununa 'bak oğlum' der 'şu köpeklerden beyaz olanın adı iyilik, siyah olanın adı kötülüktür.' Çocuk köpeklerden hangisinin kazanacağını sounca da, şu karşılığı alır: 'Ben hangisini beslersem o kazanır!..'
Beyaz Adam'ın Amerika'ya yayılmaya başladığı ilk yıllarda, bir Kızılderili, avladığı hayvanın kürklerini getirdiği pazar yerinde öldürülür.Kızılderililer kürkleri çalınan yerlinin öldürülmesine bir anlam veremezler.Beyaz adam bunu neden yapmıştı ki?O zaten, kürkleri Beyaz Adam'a vermek için gelmişti pazar yerine!...
Pazar yeri Kızılderililerce lanetlenir ve oraya "Büyük Sarhoşun Yeri" adı verilir.Kızıl derili dilinde o yerin adı, 11 eylül'de yıkılan Dünya Ticaret Merkezinin bulunduğu "Manhattan"dır!." /Bush'u Bush'una bir Bir Savaş Daha! " /
"Gökdelen"
Yüzyıllara ışık tutan
Bir kadın kıyıda ağlamaklı
Yanaklarında öfke
Eteklerinde kan
Düşmüş gökkuşağı belinden
Güneşli bir coğrafyada
Çekmiş perdelerini gökdelen
Bir bayrak çırpınıyor
Takvimsiz bir kasırgada
Asya kıyılarından esen
Kitapların yazdığından
Da önce başladı fırtına
Düşürür yıldızlarını tek tek
Çaresiz bir bayrak boşluğa"Rıfat ILGAZ *Kavanozdaki Yürek
doktor litman imre'nin masasında
bayan Çabai yanoş'un yüreği
birazcık kibirli birazcık mahsun
duruyor içinde bir kavanozun
kayısı güllerinin arasında.
incecik yarılmış ortasından
yüreği bayan çabai yanoş'un
yarayı açan ne doktor,neşter mi?
yoksa hasretlik mi,acı sözler mi?
bir ağlayan var mı arkasından?
otuzundaymıs baktım etikete
bayan çabai yanoş'un yüreği
evli miydi,ne iş tutar bay yanoş?
belki şimdi rojaket'te oturmuş
çekiyor akşamı seyrede ede.
duruyor kavonozda çırılçıplak
bayan çabai yanoş'un yüreği.
bayan kac kere böyle bir kaba
reçel kaynatarak koydu acaba?
elbet gazlı bezden değildi kapak.
kendi gitmişse de içinde odanın
bayan çabai yanoş'un yüreği.
almış da karşısına doktor
sırlarına ermeğe çalışıyor
belki bir damarın,belki bir sevdanın.
akıllı bir doktorun masasında
bayan çabai yanoş'un ki gibi
yüreğimiz,güllerin arasında
bizlerden sonra da faydalı olsun
icinde tertemiz bir kavanozun. Nazım Hikmet